covid zamanları
Fotoğraf karesinde mutlu bir
dinozor, yorgun bir anne ve karede olmayan babanın kiralık bisikleti görünüyor.
Bu hafta Pazartesi öğle arasında salıncakta sallanıp eve döndükten sonra, Dino'nın
huzursuzluğuna anlam verememiştik bir süre. Sonra havaların birden ısınması,
üzerindeki kalın kıyafetler derken ateşlendiğini fark ettik. Bir anda ortaya
çıkan ateş için hemen aile hekimini aradık ama ateş 3 gün geçmezse arayın
dediler. Eczaneyi arayıp hemen reçetesiz de ateş düşürücü alabileceğimi
öğrendim. Bisikletle gidip elimde bir fitil bir şurup formunda parasetamol ile
döndüm. Karamela elimizdeki self-testlerden birini Dino'ya yapmayı denedi.
Sağlıklı bir sonuç alamayacağımızı, negatif de olsa anlamsız olacağını
düşündüğüm testin sonucu pozitif çıktı. Ateş düşürücü fayda etmeyince tekrar
aile hekimini aradım. Ha tabi arayıp da görüştüğüm asistan, hekime ulaşmış
değilim.
Ateşi düşmedi ama mesai bittiç
Doktordienst diye bir stk varmış Hollanda'da. Onların telefonunu almıştım
asistandan, o numarayı aradım. Dino'ya bir duş aldırmıştık ılık, ateşini
düşürmek ve rahatlatmak için. Duştan sonra elleri ayakları morardı, hareketleri
ağırlaştı. Telefonda karşımdaki sağlık durumunu detaylı soruyor, bunları
anlatıyorum ve bizi hastaneye çağırıyorlar. Hastane şehrin diğer yakasında 6
kilometre uzakta. Yakında yok mu, UMCG'de bir doktor görünebileceğimiz? Yok...
Aklıma şirketten bir arkadaşı aramak geldi, -acil durum, Dino ateşlendi
hastaneye gitmemiz lazım gelebilir misin? dedim. Bu arada maskeni filan tak
covid durumları filan, diye geveledim. Onun son Türkiye seyehatinde covid
geçirdiğini biliyordum, bu yüzden belki vicdanen daha rahattım,
hastalanmayacağını düşünüyordum. Yıldırım gibi çıktı geldi sağ olsun. Hastaneye
gittik, yaşlı bir doktor gördü, muayene etti eve yolladı.
Bütün gece Dino'nın ateşi düşmedi.
Parole rağmen 40.5 ile 39.5 arasında mekik dokuduk. Bol bol su, mama, süt
içirdik, mekanik soğutma yapmaya çalıştık. İstanbuldaki çocuk doktorumuzla
mesajlaştık. Hayatımda en uzun gecelerden biriydi. Karamela ve ben negatifken Dino
ateşler içindeydi.
Ertesi gün ateşi hala düşmemişti.
İlacın bir sonraki dozunu zor getiriyorduk. Aile hekimini bu sefer sabah
erkenden aradım. Hemen randevu istediğimi ve covid olduğumuzu belirttim.
Covidsek gelemeyeceğimizi, muayenehanedekilere bulaştırabileceğimizi vesaire
bahsetti asistan. Her türlü tavsiyeye açığım dedim, 10.30'da doktorla görüşmüş
olacağım tekrar arayın dedi. Hemen GGD'den üçümüze de test randevusu aldım.
Hemen dediğime bakma... dün mesai bitimine yakın başlamıştım. Dino 1 yaşından
küçük olduğundan ulusal hattan randevu veremediler. Mesai bitince
Groningen'deki çağrı merkezi de kapandı. Sabah tekrar felemenkçe telesekreteri
aşana kadar 2-3 defa operatörlere bağlanıp dert anlatıp başa sardım. 13.00'de
randevu oluşturdum. Dino'nın durumunda değişiklik yoktu ama gündüz biraz daha
normal bir bebek gibi oyuncaklara ilgisi vardı. Halsiz ve ateşliydi. 10.30'da asistan
arayıp 15.30'da muayenehanede doktorun bizi göreceğini haber verdi.
Yürüyerek 3
kilometre ötedeki en yakın GGD test merkezine gittik. Dino yolda zorlandı ve
huzursuzlandı. Test merkezindeyse boğazını yırttı neredeyse. Hepimiz zor bela
testimizi olduk. Eve dönerken kucağımda Dino sızdı. Temiz hava iyi gelmiş
gibiydi yine de.
Doktorun
muayenesine de 1.5 kilometre kadar yürüyerek gittik. Doktor muayene etti ve
çocuk uzmanına yönlendirdi. Martini Hospital... taksi çağırdık bu defa. Taksici
biraz sağlık şikayetinin detayını öğrenmeye çalıştıysa da ona söylemedim. Belki
taksici bizi almak istemezdi bu durumda? Sonuçta ikimiz negatifiz ve Dino
sadece ateş semptomu gösteriyordu.
Hastanede bizi bir odaya aldılar.
Tekrar muayene ve sonra 2 katı dozda bir ateş düşürücüyle bizi taburcu ettiler.
Eve döndük. Perişan olmuştuk. Bende ateş başladı. Gece 39.5 ateşle titredim. Dino'ya
hastanede verilen fitil iyi geldi, ateşi bir daha artmadı. Gece yorgun ve
deliksiz uyudu. Ben de bu fırsatla rahatça ateşlenebildim.
Ertesi gün test sonuçlarımız geldi,
3'ümüz de pozitiftik. Arkadaşlar kapımıza geldi, kapıdan merhabalaştık bize
yemek getirmişler. Burada 4. ayımızda, böyle zor ve çaresiz hissederken
inanılmaz duygulandırdı. Bahçeye çıktık. Dinozorla biraz bahçe keyfi yaptık.
Teknik komite toplantısına katıldım. Söylemem gereken birkaç cümle için 2
saatlik toplantının doğru anına fiziksel, mental olarak hazırlanmam gerekti.
Hiç de iyi hissetmiyordum.
Perşembe Karamela'nın
ateşi fırladı. Ben ateşten yırtmıştım. Biraz halsizdim ama sorun değildi. Dino'yla
ilgilendim, Karamela başını kaldıramıyordu. Biraz da etrafı düzenledim. Hatta
çamaşır atacak, bulaşıkları toplayacak, bütün katları robot süpürgeye
sildirecek kadar kendimi toplamıştım. Bir uluslararası toplantıya daha katıldım
bu arada.
Cuma günü felaket bir
nezle başladı. Derhal
gözlerim de sular içinde kaldı. Görüşümü kaybettim, sinüslerim doldu.
Süpürgeyle, otrivinle, doğal... türlü yollarla bu salya sümük hali def etmeye
uğraştım. Karamela'nın ateşi hala dinmemişti. Benim için sinirlerimin en
yıprandığı gündü diyebilirim.
Bugün
Cumartesi. Nezlem bitti. Karamela'nın hala ateşi vardı. Göğsünün yakınındaki
lenfi de şişti. Akşamüstü biraz daha iyi hissediyor.
Günler
sonra tekrar Dino'yı yıkadım ve bir duş aldım. İyileştim diyebilirim...
Bu arada yöneticime yazdığımda bir geçmiş olsun bile yazmaması kafama fena yerleşti, içime oturdu. 2 yöneticim var, diğeri gayet içten bir şekilde yakınlık kurdu halbuki. 2 yıl boyunca kabus gibi hayatlarımızı ele geçiren pandemide Türkiye'deki karargahımızda başarıl olan savunmamızı Hollanda seferinde covid alt edip bizi hasta düşürdü. Herhalde gurbette olmanın en zor yanlarından biri hem de böyle milyonlarca cana mal olmuş bir hastalıkla küçük bir bebekle beraber mücadele etmek olsa gerek. Neyse ki Karamela ile bizim çook köklü ve güçlü bir aşkımız var.
Geçen Pazar günü ona ve Dino'ya bakıp çok şükür dediğim gibi, bu sözler hiç ağzımdan düşmedi. Bu yolculuğa beraber çıktığımız için, onunla el ele daha avuçlarımız yumuşacıkken tutuştuğumuz için çok şanslıyım.

Yorumlar
Yorum Gönder